Zarif bir sanat dalı : Kaligrafi

Can sıkıntısı, boşluk ve rahatsızlık hislerinin hissedildiği bir akşamdan merhaba!

Geçtiğimiz günlerde oturduğum yerde birden başımın döndüğünü hissettim. Normalde bu kadar dönmez başım, şaşırdım haliyle ve aklıma deprem geldi. Baktım tavandan sarkan ışık sallanıyor o zaman emin oldum depremden. İzmir depreminden bahsediyorum sevgili okuyucular. Sallantı bittikten sonra kaynağın İstanbul olduğunu düşünüp hemen arkadaşlarıma yazdım, çoğu hiç hissetmemişti bile. Daha sonra öğrendim merkezin İzmir olduğunu, hemen aradım bizimkileri. Çok korkmuşlar haliyle fakat bu korku hali İzmir’de yaşananların yanından bile geçemez. Depremden sonraki günleri okudukça, videoları , haberleri gördükçe ve oradakilerle konuştukça söylenecek söz, acıyı hafifletecek ifadeler bulamıyorum. Kayıplar için, kalıcı olan hasarlar ve asla düzelemeyecek hayatlar için kalbim acıyor. İçimde öyle büyük bir kızgınlık var ki , bu yaşananların geç olmadan bazı şeyleri değiştirebilmesini umuyorum sadece. Sözlerimizin, bu kadar insanın acısının gerekli yerlerde olan insanlara ders olmasını ve gereken tedbirleri zaman kaybettirmeden almaları gerektiğini hatırlatmasını umuyorum sadece.

Yakınlarını kaybeden, bu olaydan etkilenmiş herkese tüm kalbimle iyilik, sabır ve sağlık diliyorum, keşke elimden başka bir şey gelseydi.

Bu olay yaşanmadan yaklaşık bir hafta önce deneyimlediğim şey hakkında bir yazacağım bugün size. Kafanızı dağıtmanızı ve meraklıların yeni bir şey öğrenebilmesini hedefliyorum.

Kaligrafi…

Hem çok uzun zamandır görmediğim arkadaşlarımla vakit geçirebildiğim hem de onların vesile olmasıyla yeni bir sanat dalını ilk kez deneyilediğim bir pazar günü.

Nedir bu kaligrafi?

Kore kaligrafi sanatı , beyaz bir kağıda kendi alfabeleri olan Hangul karakterlerinin yapısal güzelliğini mürekkep ile ifade etme sanatıdır temelde. Fakat Asya kültüründe her şey ideolojik bir temel üzerine oturrulduğundan kaligrafi desadece el yazısı ile yapılan teknik bir egzersiz değil, zihni eğitme ve disipline etme eylemi olarak görülür. Yazının bir fırça ile tasarlanıp ifade edildiği görsel bi sanat biçimi olan Doğu kaligrafisi, Batı kaligrafisinden farklıdır. Batı hat sanatı açık ve güzel bir biçimde kağıt üzerinde harfler oluşturmaya çalışırken, Doğu ülkelerinin hat sanatı hattatın duygularını ifade etmek için karakterlerin şekil ve anlamlarını kullanan zarif bir sanat biçimidir. Bu nedenle Asya kaligrafik çalışmaları açıkça onları yaratan sanatçıların kişiliklerini ortaya koymaktadır.

Kore kaligrafi sanatı denemelerimiz

Kapıdan içeri girdiğimiz anda sanki Koreli bir ailenin evine girmişiz gibi hissediyoruz. Hocamızın nazik davranışları ile hemen ortama alışıyoruz ve terliklerimizi ayağımıza geçirip çalışmaların yapıldığı odaya çıkıyoruz.

Hocamız aslen Koreli ama uzun zamandır Türkiye’de yaşıyor. Türkiye’yi çok seviyor, dilimizi güzel konuşmasından belli. Bize her şeyi bazen biraz yardımla o Korelilere özel şirin aksanıyla anlatıyor. Önce bir sunum açıyor bize, neyin ne olduğunu anlatmak için.

Önce dört arkadaştan bahsediyor bize. Bu dört arkadaş kaligrafi yaparken kullandığımız malzemeler : fırça, mürekkep çubuğu, kağıt ve mürekkep taşı.

Hocamız bir taraftan sunumunu anlatırken bir taraftan da kullanacağımız malzemeleri koyuyor önümüze. Her şey öyle geleneksel öyle farklı ki… Önümüze konan kağıda dokunduğumuzda dokusunun farklılığını, fırçaların hem şekillerinin hem de sertliğinin farklı oluşunu hemen fark edebiliyoruz. Bu farklılıklar bizi ara ara alıp Asya’ya götürüyor, sonra hocamızın sesiyle bulunduğumuz yere geliyoruz yine.

Fotoğraf: Sıla Sığırlı

Normalde Batı kaligrafisinde daha sert fırçalar kullanılırken, Asya kaligrafisinde daha yumuşak uçlu fırçalar kullanıldığını ekliyor hocamız. Sonra iş mürekkep çubuğu ve taşını kullanmaya geldiğinde biraz afallıyoruz. Daha kaligrafi hakkında bir şey bilmeden bana sorsanız gözümde kullandığımız mürekkebi bir şişeden veya başka bir yerden döküp kullandığımızı filan canlandırırdım fakat Kore kaligrafisinde mürekkep ıslak taş üstüne, siyah dikdörtgen taşın sürtülmesi süreciyle elde ediliyormuş. Sonradan araştırdığıma göre, Kore mürekkep çubukları çam ağaçlarının islerinden yapılıyormuş. İs oluşturmak için odunu yavaş yavaş on gün yakmaları gerekiyormuş. Mürekkep çubukları sadece soğuk kışlarda yapılabilir, çünkü isin karıştırıldığı tutkal tamamen doğalmış ve sıcak havalar bu tutkalı hemen çürütüyormuş. Ayrıca mürekkep çubuğu yapmanın yaklaşık olarak iki ay sürdüğü ve kullanıma hazır olana kadar düzgün bir şekilde kurutmak için ise neredeyse beş yıl beklemek gerektiği bilinenler arasında. Bize basit gelen diğer kaligrafi malzemelerinin de üretimi en az mürekkep çubuğu kada zahmetli olduğu için ne kadar özen gerektiren bir iş olduğunu siz düşünün!

Hocamız ilerleyen sunumlarda kendi yaptığı çalışmaları gösteriyor. Birçok çalışmasının yanına suluboya çalışmaları da eklemiş. Diyor ki bir şiir veya herhangi bir şey bana nasıl hissettiriyorsa fırça darbelerimi ve çizgilerimi o şekilde düzenliyorum. Mesela bir şiir daha mutlu, daha heyecan verici ise daha yumuşak fırça darbeleri, daha öfkeli ise daha sert fırça darbeleri. Yani o şey bize ne hissettiriyorsa baktığımızda başka birinin de onu hissedebileceği şekilde çizmemizi söylüyor.

Kaligrafi çalışmasının estetikliği yapısına bağlı olduğunu söylüyor hocamız. Mesela nokta ve çizgilerin dengesi ve oranları (büyük/küçük veya uzun/kısa) yine boş alanların yerleri gibi. Ayrıca ritim ve akışa da bağlı olarak değiştiğini söylüyor yani yukarıda da bahsettiğimiz gibi güçlü veya yumuşak darbeler yada hızlı veya yavaş çizim gibi. Bu farklılıklar sonucunda kaligrafiyi yapan kişinin moduna göre farklı siyah gölgeleri elde edilmiş olur.

Bu nedenle hocamız ilk denemelerimiz için bazı kelimeler verdi bize aşk , öfke, mutluluk gibi ve bu kelimeler ne hissettiriyorsa , kağıda bazı şekiller çizmemizi istedi. Bunları yapıp biraz fırçaya alıştıktan sonra iş artık kelimeleri belli bir kompozisyon içinde yazabilmeye geldi. Mesela kelimenin hissettirdiği şeye göre ilk hecesi büyük sonrakiler küçük veya tam tersi gibi. Tamamen nasıl hissediyorsak… Bu şekilde birçok çizim yapıp denedikten sonra iş profesyonel kağıda bunu dökmeye geldi. İlk kağıdımıza içimize sinene kadar çizip denemeler yaptık. Daha sonra bir başka kağıda da seçtiğimiz o kelimeyi yine bize hissettirdiği şekilde son şeklini çizdik.

Ben dalga anlamına gelen 파도 (pado) kelimesini seçtim. Bu da benim epey beceriksizce yaptığım ilk kaligrafim :).

Çizmek, yeni bir şeyi öğrenmek ve duyguların yeni bir ifade ediliş tarzını keşfediyor oluşumuz bizi daha çok istekli yaptığı için hocamızdan acaba kendi çizimlerine yaptığı gibi bizim amatör çalışmalarımıza da sulu boya resimler ekleyebilir mi diye sorduk.

Fotoğraf: Sıla Sığırlı
Çalışmamızın son hali

Her ne kadar amatörce olsa da orada o an bulunmaktan çok keyif aldım. Çizim yaptığım anlar benim için çok önemli bir insana kendimi yakın hissettiğim nadir anlardan. Ne kadar bu işi çok daha iyi yapmak istesem de her zaman pratik yapmak için yeterince zamanım olmuyor. Fakat bir sanat icra etmek, çizdiklerimizi duygularla karıştırıp aktarabilmek büyük bir beceri bence. İyiki geldim, iyi ki bu farklı sanat dalını deneyimleme şansım oldu.

Eğer merakınız varsa size de kaligrafi sanatını deneyimlemenizi ve altında yatan mantığı iyice kavrayabilmenizi tavsiye ederim. Hem ruhunuzu hemde vücudunuzu dinlendirirken ortaya zarif güzellikler çıkartacağınıza eminim.

Gelecek yazıda görüşmek üzere :).

Yazı oluşturuldu 19

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.