Sonbaharda dinlenmesi tehlikeli grup, MADRUGADA

Günümün sonundan merhaba :). Bugün haftalardır etkisinden çıkamadığım, döne döne yirmi dört saat boyunca dinlediğim bana göre kuzey güzelliklerinden biri olan Madrugada grubundan konuşacağız. Norveçli bir alternetif rock grububu olan Madrugada’yı ben daha önce nasıl keşfedemedim neden daha önce tanıyamadım diye kendi kendimi üzüyorum şu sıralar :).

Bu kadar üzülmemin bir sebebi de grubun 2019 Nisan ayında İstanbul’da bir konser vermiş olması. Pandemi şartları sebebiyle bir daha hangi sanatçıyı ne zaman canlı dinleriz bilemediğimden hali hazırda güzel zamanlarımızda bu grubun konserini nasıl kaçırmışım diyorum içimden. Fakat umutları kaybetmek yok ! O güzel günler gelecek biz sevdiğimiz sanatçılara kavuşacağız ve umarım ben de bu grubu canlı izleme şansını yakalayacağım .

Hazırsanız şimdi taa kuzeye, Oslo’ya gidiyoruz.

Kim bu kuzeyli adamlar?

Madrugada aslında 1993 yılında başka bir isimle toplansa da çeşitli üye ve isim değişimleri sonucu ilk albümleri Industrial Silence’ı 1999 yılında Oslo’ya taşındıktan sonra çıkarttılar.

Who know all the wrong words?

And you and I need no more

It’s so good to be alone with you

It’s so good to be open eyed

This Old House

Madrugada, İspanyolca da alacakaranlık ile şafak vakti arasındaki zamanı tanımlayan bir kelime. İspanyollar erken kalkanlara “ Madrugador” derlermiş hatta. Baktığımızda grubun müzik tarzına ne kadar da uyan bir kelime. Vokalde Sivert Høyem, gitarda Robert Burås ve bass da Frode Jacobsen gibi isimlerle kısa sürede dünya çapında bir başarı yakaladı Madrugada. Bunda şüphesiz müziği ve şarkı sözlerinin dışında şarkılarına ekledikleri blues tonlarının etkisi de büyük.

Grup kendini 2007 yılına kadar The Nightly Disease, Grit, The Deep End gibi albümlerle her defasında daha da iyi bir noktaya çıkarttı.

So am I

Good or Bad?

The way that things did turn out

I did only make you sad

Majesty

Sivert Høyem, Türkiye’ye verdiği bir röportajında grubun tüm üyelerinin önceden Norveç’in farklı küçük şehirlerinde yaşadığını ve onları bir araya getiren şeyin ortak müziklere olan ilgileri olduğunu söylüyor. Sonra böyle küçük yerlerdeyken seçme şanslarının olmadığını ve bir grubun bir araya gelmesi için bunun önemli bir şey olduğunu da ekliyor. Aynı zevklere sahip olan arkadaşlara sahip olmanın önemini belirtiyor ve lisedeyken tanışıp Madrugada’yı kurduklarını söylüyor.

Sivert Hoyem lise döneminde dinlediklerini herkesin dinledikleriydi işte diyerek sıralıyor.  Led Zeppelin, The Doors, Velvet Underground ve Pixies gibi daha alternatif olanlar. Ayrıca The Smiths, The Cure, Jesus and Mary Chain.

Özellikle albümlerindeki karanlık, atmosferik ve gergin ruhu “İskandinavyali olmak”la açıklıyor başarılı vokalist.

Peki sonra ne oldu Madrugada’ya, grup şimdi nerede?

Grup 2007 yılında gitaristlerinin ani ölümünden sonra üzerinde çalıştıkları son albümleri olan Madrugada’yı yayınladılar. Bana kalırsa grubun en güzel albümü olan bu albümden sonra son kez turneye çıkıp 2008’in son  aylarında ayrılmaya karar verdiler.

Oh, you’re wrong lover, wrong.

I have cared for you all along.

Ever since I feel for you It is still a very special song.

But now it’s meaning is all but gone.

Oh, you are cold, love cold.

Living on in those days of old.

You can only love a shadow and a memory.

I swear before the end that you will remember me

Whatever happened to you.

You tell me now.

Whatever happened to you

Grubun ve şarkılarının beni bu kadar etkilemesinde sanırım iki sene önceki Oslo ziyaretimin anılarının etkisi de çok büyük. Şarkılar beni alıyor, o küçük uçak penceresinden Norveç’in üstüne baktığım zamanlara götürüyor. Sanırım hepimizin içinde vardır kuzey ülkelerini ziyaret etmek, bunu gerçekleştirebildiğim için kendimi şanslı hissediyorum. Evlerimize kapandığımız bu zamanlarda bu grup sayesinde bu rüzgarları hissediyorum ve Sivert Høyem’in o muhteşem sesiyle beraber bir kez daha aşk sarhoşu oluyorum. Eğer grup dağılmasaydı daha ne güzel albümler çıkartırlardı merak ediyorum.

What’s on your mind?

When you’re lost in time?

What’s on your mind?

Tell me why ?

Why does have to be this way ?

What’s on your mind?

Grup dağıldıktan sonra  özellikle Sivert Høyem solo kariyerinde çok başarılı albümlere imza attı. Moon Landing, Sleepwalking  Man gibi benim dinlemekten çok keyif aldığım şarkıların sahibidir kendisi.

I may be undone

But nothing  seems to undo you

You’re lucky one

It seems to pass right on through you

I think I know

just What you’re longing for

You are so much colder

Than you were before

Oh, my thieving heart

My Thieving Heart

Biraz karışık ama benim için büyüleyici güzelliğe sahip olan ve mutlaka konserlerine gitmek istediğim bu grup için bir liste yaptım aşağıda. Sevdiğim parçaları içeriyor, canlı versiyonlarını da kıyamadım koydum. Umarım siz de seversiniz.

Majesty’nin bu muhteşem canlı performansı için tık tık. https://www.youtube.com/watch?v=rDIh3dsH1BY

Görüşmek üzere !

Yazı oluşturuldu 17

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.