Müzik arası

Yine bir günün daha sonundan merhaba,

Bazen insanlar tarihleri çok önemsemezler, fakat öyle tarihler vardır ki bazen insanın aklından hiç çıkmaz ve o günü sene içinde hiç yaşamak istemezler. İşte bugün benim için de öyle bir gün bugün. İki sene önce bugün İstanbul’da ilk kez kendi evime çıktığım için arkadaşlarımla sevinirken aynı zamanda çok sevdiğimiz bir sanatçıyı çok genç yaşta kaybetmiştik. Bu nedenle bugün size hem onu biraz olsun anmak hem de biraz olsun teşekkür edebilmek için içindeki tüm şarkıları ayrı ayrı sevdiğim, sözleri ve besteleri sanatçının kendisine ait olan”Jonghyun The Collection Story Op.2 ” adlı albümü tanıtmaya karar verdim. Jonghyun, o zamanlar yaptığı radyo programı “Blue Night” adlı programda yeni şarkılarını azar azar dinlettiğinde, hayranları tarafından yaşanan heyecan hala aklımda. İşin güzel yanı bu heyecan boşa çıkmadı , kariyerini parlatan bu albüm, programdan hemen sonra yayınladı.

İnsanları anmanın en zor kısmı , onları mutlu anılarıyla hatırlayabilmek bana göre. Üzülseniz de kalbinizi o üzüntüye teslim etmeye gönlünüz el vermez ve yine mutlu anılara dönersiniz. Bu nedenle lütfen bu yazıyı okurken tüm önyargılarınızdan sıyrılın, bu sanatçının zor dönemlerden geçen ve buna rağmen zamanının standartlarına uymayıp kendi tarzında besteler verebilen birisi olduğunu ve en önemlisi sadece bir insan olduğu için sevilmeye değer biri olduğunu bilerek okuyun.

Shinee adlı bir grubun üyesi olan ve daha sonra kendi solo albümlerini yapan Kim Jonghyun yaşarken sektör kültürünün aşina olmadığı kendine özgü şarkılarıyla , sert görünümü altındaki naif ve kırılgan karakteriyle bana bir çok şey öğretti. Vefatından sonra ise yine onun sayesinde aslında çok daha önce öğrenmem gereken ve bence günümüzün en büyük problemlerinden olan depresyon, anksiyete ve mobbing konuları hakkında daha fazla bilgi edindim. Kendimi daha fazla sorgulamayı, problemlerimi yeri geldiğinde dile getirmeyi ve gerektiği zaman yardım almaktan çekinmemem gerektiğini ben kendisi tarafından öğrendim. Sözlerimi fazla uzatmadan bize bir zamanlar yaşamış güzel birinden armağan bu albümdeki bazı şarkıları profesyonellikten uzak sadece kendi gözümden, kendi hissettiğim gibi yorumlamak istiyorum.

https://thekonnection82.wordpress.com/

Tracklist:

  1. Lonely (ft. Taeyeon)
  2. 1000
  3. 멍하니 있어 (Just Chill)
  4. Love Is So Nice
  5. 눈싸움 (Blinking Game)
  6. 엘리베이터 (Elevator)
  7. 놓아줘 (Let Me Out)
  8. 벽난로 (Fireplace)
  9. 따뜻한 겨울 (Our Season)
  10. Where are you (cd only)

1- Blinking Game

Sometimes, I’m afraid to fall asleep
What if I open my eyes to a different world?
Sometimes, I have these stupid thoughts

Ne kadar “Blinking Game” listenin ilk şarkısı olmasa da ben bir defalığına bu sırayı takip etmeyeceğim ve bu şarkıyı ilk sırada yazacağım. Blinking Game , içinde biraz caz havası olan R&B ballad bir şarkı. Jonghyun’un sesi burada sanki sürekli aşk şarkıları söylüyormuş gibi bir tarza sahip. Bu şarkı ne kadar çok göz önünde  olmasa da bana göre albümün en güzel şarkısı. Göz önünde olmak derken kastettiğim şey bu şarkıya bir klip çekilmemiş olması mesela. Aynı zamanda baktığım zaman ana sayfamda çokça canlı performansını görmeyi umduğum bir şarkı olmasına rağmen birkaç tanesi hariç göremedim.

Bu şarkıyı ilk dinlediğimde gözümün önüne Paris gezimden kalma bir sahne geldi. Size bu geziyi bir gün ayrıntılı olarak anlatacağım söz. Orada bir gece şans eseri bir sokaktan geçerken bir opera binasının önünde vals yapan insanlarla karşılaşmıştık. Düşünün tarihi bir binanın önünde alımlı kadınlar ve güzel giyimli beyler hoş bir şarkı eşliğinde dans ediyorlar. İşte bu şarkıyı dinlerken aniden o sokağa gittim yine. Bu defa o dans edenlerin arasında biz de varız. Kulağımıza bu şarkının melodisi dolarken hiç planlamadan ve düşünmeden dans etmek çok güzel olabilirdi. Tamamen karşımızdaki insanın gözlerinin içine bakarak , ona ve adımlara konsantre olarak, dış dünyayı tamamen unutarak belki birazda yağmur eşliğinde yavaşça ama yüzümüzde gülümsemeyle sadece dans etmek.

Yada tamamen farklı bir yerde bu sefer dışarıda değiliz. Bir kafenin içindeyiz. Sonbahar veya kış , yine de hava bizim kazak giyeceğimiz kadar soğuk. Dışarısının soğuğundan kaçan kalın paltolu insanlar, sıcak bir yer buldukları için yüzlerinde gülümsemeyle içeri giriyorlar. Biz o sırada elimizle kahve bardağını tutup, sıcak kahvenin kokusunu içimize çekerken arka planda bu şarkı çalıyordur yine. Fakat biz bir savaştayızdır o sırada, karşımızdaki kişinin gözleriyle. Hani o gözlere daha fazla bakmak istersin ama aynı zamanda utanırsın ya biraz işte bu nedenle arada hafifçe kaçırarak yani bu göz kırpma oyununda biraz yenilerek, bazen de o güçlü isteğine boyun eğerek uzun uzun bu savaştan galip çıkarmışsın gibi bir his işte.

Arka plandaki piyano sesi beni aldı işte bu yukarıda bahsettiğim iki ortamın içine koydu. Belki sizi daha farklı diyarlara götürecektir, yine de kendisi korksa da sadece müzik dinleyerek beni başka dünyalara çeken sanatçının bu şarkısını sizinle paylaşmak istedim.

Şimdi lütfen gözlerinizi kapatıp siz de hayal edin.

Şuan neredesiniz ?

2- Lonely

Maybe we trapped each other
Inside our own misunderstandings

Listenin başındaki şarkı “Lonely” iniş çıkışları olmayan, sakin bir ballad. Jonghyun bu şarkıda yine çok başarılı bir kadın sanatçı olan Taeyeon ile ortak çalışmış. Bu iki sanatçının ortak yanları ikisinin de uzun süre psikolojik sorunlarıyla uğraşmaları . Bununla beraber bu şarkıda hayattan izole olmayı ve kalp kırıklığını çok güzel bir şekilde ifade etmişler. Ben bu şarkıyı ilk dinlediğim zaman yaşça küçüktüm ve benim tarzım olmadığını düşünmüştüm. Daha sonra büyüdükçe müzik zevkimde haliyle epey değişti ve tekrar bu şarkıyla karşılaştım. Hem söyleyenlerin benim için anlamı, hem şarkının sözlerinin anlamı ve müzik birleştiğinde birden en çok sevdiğim şarkılardan biri oldu.

Bu şarkıyı ne zaman dinlesem beğendiğim şarkıları neden beğendiğimi düşünüyorum. Bunun birçok cevabı var tabiiki ama en güçlülerinden biri kendi hayatımızı bütünleştirebildiğimiz şarkıları bir nebze daha çok sevdiğimiz gerçeği. Hergün düşündüğümüz soruları şarkının içinde görünce ister istemez o şarkıya bir yakınlık kuruyoruz.

Bu şarkının video klibinde ilk dikkatimi çeken noktalardan biri Jonghyun’a Taeyeon’un eşlik etmeyişiydi. Klipte tek başınaydı ve koluna yaşını romen rakamlarıyla çizmişti. Sanki bu dünyada bir hapisteymiş ve özgürlüğüne kavuşmak istiyormuş gibiydi. Klibin yalnız çekilmesi birçok insan için belki zaman uyuşmazlığı belki başka bir nedenden dolayı gibi görünse de bence gerçek bunlardan biri değildi. Bu şarkıda asıl olan, Jonghyun’un boş bıraktığı yerleri bir arkadaşı tarafından doldurulmasıydı, bir nebze Taeyeon ona sesiyle destek vermişti. Nitekim konser videolarını ve benim çok sevdiğim son INSPIRED konserini izlerseniz bu boşlukların , yalnızlıkların konsere gelen insanlarla nasıl dolduğunu görebilirsiniz. Jonghyun, konser sırasında her zaman yanında konuk getirmediği için aslında Taeyeon’un olan kısımları konsere gelen hayranlar tarafından hatasız bir şekilde söylendiğini gördükten sonra bir daha bu şarkıyı canlı söylerken konuğa gerek duymadı. Bu şarkıyı hayranlarıyla beraber söyledi. Yalnız olduğunu dillendirirken belki de ilk kez karşı taraftan ses duydu.

Yani uzun zaman sonra artık yalnız değildi.

3- Let me Out

Someone please hold me, I’m exhausted from this world
Someone please wipe me, I’m drenched with tears
Someone please notice my struggles first

Bana göre bu şarkı albümdeki en farklı olan şarkı. Albümü ilk dinlediğimde açıkçası bu şarkıdan biraz korkmuştum ve hemen dinlememiştim. Jonghyun şarkıyı söylerken başından sonuna kadar sanki bir şeyleri içinde tutuyormuş gibi havaya sahip. Şarkı daha da karanlık bir ton almaya devam ettikçe sonunda şarkıcı içinde tuttuğu şeyi son bir falsetto ile dışarı atıyor. Bu şarkı gerçekten beni tutan ve sonuna kadar bırakmayan yoğun bir melodiye sahip.

Çok fazla konudan konuya atlamak gibi olacak ama renklerin bir anlamı olduğuna inanıyor musunuz ? Şöyle sorsam daha  doğru olabilir , renkler ve kendi aranızda bağlantı kurduğunuz oluyor mu? Mesela çok neşeli olduğunuzda bugün benim rengim güneş ışığı renginde bir sarı, veya çok üzgün olduğunuzda bugün benim rengim kapkara bir siyah diyebilir misiniz? Eğer aklınızda bir şeyler belirdiyse konuyu şuraya bağlamak istiyorum. Herkesin ruhunda dönemsel olarak bazen siyah bazen beyaz dönemler olabilir. Hatta ruhunun bir parçası siyahken aynı zamanda bazı yerleri beyaz olabilir. Rengarenk bile olabilir ! İşte bu şarkı bana göre sanatçının siyah rengini betimleyen bir şarkı. O nedenle başlangıçtan bitişine kadar kendimi simsiyah bir odada kapalı kalmış gibi hissettim. Bu aslında sanatçının bir başarısı diyebiliriz, çünkü çok muhtemel hissetmemiz gereken şey buydu. Fakat bu benim kalbimde bir yara bıraktı. İnsanlar kendi kalplerinde o siyah odada kapalı kalmamalılar, uzun süre renklerini siyaha çevirmemeliler. Bu söylediklerim kötü olarak algılanmasın , sözleri müziğiyle dâhiyane bir şekilde yapılmış bu şarkı bugün bile değerinden biraz bile bir şey kaybetmedi eminim.

Sahne showuyla , güzel sesiyle ve bize anlatmak istedikleriyle bütünleşince kesinlikle listelere eklenmesi gereken bir şarkı olduğunu düşünüyorum.

4- Our Season

Because it’s a goodbye
To meet again on a promise
 
I say this like a habit but
Thank you so much for loving me though I lack

Siz hiç onlar tarafından sevildiğiniz için ailenize, sevgilinize, eşinize , arkadaşınıza teşekkür ettiniz mi? Biraz garip bir soru oldu değil mi?Ben ilk kez İstanbul’a geldiğimde birçok şeye alışık değildim bunlardan biriside arkadaşlık ilişkileriydi. Mesela bir gün çok uzakta oturan bir arkadaşım sırf kendimi kötü hissettiğim için tatil gününde o uzun yolu benim daha iyi hissetmem için yanıma gelmişti. O ana kadar böyle bir şeyi ben kimse için yapmamıştım ve bu bana çok garip gelmişti , işte o an arkadaşlık kavramını sorgulamaya başladım. Bir şeyleri sorgulamaya başladığınız zaman hayatınızdaki yolunda gitmeyen şeyleri daha açık görmeye başlarsınız ya hem bunun için hem de arkadaşıma içimden beni sevdiği için teşekkür etmiştim. İşte o sevilme hissi , saf bir şekilde minnettarlık hissi gibi bir his bırakıyor bu şarkı bende. Soğuk bir kış gününü ısıtan yılbaşı temasını arka fonuna alarak içimi ısıtan , kalbimi minnettarlıkla dolduran bir şarkı.

Umarım bu şarkıyı dinlerseniz , sizin de içiniz soğuk kış günlerinde bir nebze olsun ısınır ve sizde sizi sevenlere kocaman bir teşekkür edersiniz.

Neden yazdım?

Son olarak, bir şeyler yaratmak ortaya koymak zor bir iş. Böyle güzel şeyler yazıp besteleyen ve bana bu duyguları hissettiren bu sanatçıya o nedenle teşekkür etmek istedim.

Burada sadece beş şarkı için yazmış olmam sizi yanıltmasın! Aksine sadece sizi biraz merakta bırakmak istedim. Çünkü eğer bu konuda başarılı olmuşsam ve bu yazıdan sonra bakalım geri kalan şarkılar nasılmış derseniz , hepsinin ayrı ayrı hikayelerinin olduğunu ve çok daha güzel olduklarına garanti verebilirim.

“Elevator” da sanatçının sesinin inceliklerine varıp, günlük hayattan nasıl böyle bir şarkı yazdığını düşünürken, “1000” adlı şarkıdaki sade gitar sesini ve akustik dokusunu dinlerken, Just Chill adlı şarkıdaki bahar kokusunu alırken , “Love is So Nice” adlı şarkıyla aşık olmanın güzelliğini hissederken , “Fireplace” in o gizemli havasını keşfederken ve “Where are you” daki o samimi hava içinde gerçekten gel artık diye bağırırken , farklı dünya müziklerine artık önyargılı olmayacağım diyeceğinizi düşünüyorum.

Yine de tabii ki herkesin müzik zevkinin farklı olduğunu biliyorum ve bu nedenle zaman zaman etkilendiğim çok farklı tarzdaki albümleri de buraya ekleyeceğim.  Ayrıca şuan bu albümün elimde olmadığını fakat çok yakında elime ulaşacağını paylaşmak isterim. Bu nedenle yakın zamanda fotoğrafları kendi çektiklerimle değiştireceğimi söylemek istiyorum.

Tekrar hatırlatmam gerekirse bu yazımda asla insanların hissettiği şeyleri yargılamak veya irdelemek için bir şey yazmayı düşünmedim. Yaşanmış olayların benim yorumumu katamayacağım kadar hassas ve şuan empati yapamayacağım kadar karmaşık olduğunun bilincindeyim. Bugün yapmak istediğim çok sevdiğim bir sanatçıyı anmak ve benim için değerli bir albümün bende hissettirdiği şeyleri sizinle paylaşmaktı. Kendi kelimelerim yettiğince kalbimdeki bir parçayı ayırdığım gibi bu sayfayı da ona ayırmak istedim.

Eğer çok yorulduysanız arada sırada mola vermekte sıkıntı görmüyorum, Kendinize iyi bakın.

Yazı oluşturuldu 17

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.