Denizin ortasında karşılaşan iki geminin hikayesi : ONCE

Yine günümün sonundan herkese merhaba,

Yazmak ne güzel şey. Biraz anlam karmaşası yaşıyorsam, kırgınsam, mutluysam ve daha birçok karmaşık şey hissediyorsam bazen insanlarla paylaşmak zor geliyor, yazıya döküyorum. Düşüncelerimi toplamama, kendimi dışarıdan izlememe ve rahatlamama yardımcı olan bir aktivite. Canım nasıl istiyorsa öyle yazıyorum, kalbimden dökülen hiçbir sözcüğe sınır koymuyorum, engellemiyorum.

Ships that pass in the night, and speak each other in passing,
Only a signal is shown and a distant voice in the darkness;
So on the ocean of life, we pass and speak one another,
Only a look and a voice, then darkness again and a silence.
Henry Wadsworth Longfellow, 
Tales of a Wayside Inn
https://www.goodreads.com/author/show/2697.Henry_Wadsworth_Longfellow

Çok sevdiğim bir sanatçı bu sene bir şarkı çıkarttı. Şarkının çok rahatlatıcı olmasının yanında sözleri beni çok etkilediğiden bu sene benim için önemli olan anlarda epey dinledim. Bu şiiri de işte bahsettiğim şarkının bir sözünden yola çıkarak buldum. İyiki de bulmuşum, 2020 senesini benim adıma en iyi anlatan dörtlük diyebilirim.

Her şey tesadüf ya, bu dizeler uzun zaman önce izlediğim ve benim için çok değerli olan bir filmi yeniden hatırlamama sebep oldu. Yanılmıyorsam lisede, çok değerli bir arkadaşım sınıfın toplu isteği üzerine kendi telefonundan bir şarkı açmıştı. Ben açtığı bu şarkıyı o kadar beğenmiştim ki şarkının melodisi ve içindeki sözcükler zihnime kazındı  fakat herkesin sevebileceği bir tarz olmadığı için şarkıyı ben daha adını soramadan kapatmak zorunda kalmıştı. Neyse ben meraklı bir insanım biraz tesadüf eseri o şarkıyı buldum. Şarkı bağımsız bir İsrail yapımı olan “Strangers” adlı filmde çalmış. Arkadaşım o sıralar sanıyorum Yahudilik ile ilgilendiği için bu filmi bulmuş olmalıydı. Şarkıyı dinledim, dinledim hala da dinlemeye devam ediyorum. O şarkıyı çoktan unutmuştur belki, zira Spotify gibi bir platformda yok ve ne yazık ki ben o şarkıyı bulduğumu ona hiç söyleyemedim.

İşin ilginç bir diğer yanı bu şarkıyı beğenenler ve beğenmeyenler arasında çok ilginç bir ayrım oluyor. Neredeyse yeni tanıştığım her insan üzerinde bu denemeyi yaptım, şarkıyı yolladım ve beğenip beğenmediklerini söylemelerini istedim. Onlar fark etmiyorlar ama cevap bana onlar hakkında çok fazla şey söylüyor. Biraz komik ama şarkıyı beğenen insanlarla pek iyi anlaşamıyorum.  Konu dağılmasın ben işte bahsettiğim bu arkadaşım ve biraz da kendi merakım sayesinde çok iyi bir sanatçı keşfettim.

Glen Hansard…

İrlandalı vokal, gitarist ayrıca oyuncu olan Glen Hansard, beni en çok yine kendisi gibi şarkı yazarı ayrıca piyanist olan Markéta Irglová ile beraber The Swell Season isimli müzik grubu adı altında çıkarttıkları albümler ve single parçalar ile etkiledi. Daha da derine inince bu ikilinin bir filmi olduğunu da gördüm. Filmin adı “Once”.

Film 2006 yapımı, yönetmen koltuğunda John Carney’in yer aldığı müzikal dram türünde bir film. Film çok düşük bir bütçeyle çekilmesine rağmen vizyona girdiğinde birçok ödülü toplamış. Film yukarıda da bahsettiğim ve kafamda iki gemi olarak canlanan bir sokak sanatçısı ve piyanist bir annenin bir gece vakti denizin ortasında karşılaşmasını, dostça birbirlerine ışıklarını yakmalarını ve sonra kendi yollarına devam etmelerini konu alıyor. Film o kadar sıcak ve yapmacılıktan uzak ki herkesin başına gelebilecek şeylermiş gibi geldi bana. Ben rastlantılara sımsıkı sarılmayı severim, bu nedenle bu filmi çok sevdim. Filmi izlerseniz arka plandaki müziklerin sizi çok başka yerlere götüreceğini de düşünüyorum bu nedenle size filmin sevdiğim yerlerini muhteşem müzikler eşliğinde tanıtmak istiyorum.

1- Falling Slowly

I don’t know you

But I want you

Well, you have suffered enough

And warred with yourself

It’s time that you’ve won

2- If You Want Me

** with pride in your eyes**

Are you really sure

That you believe me

When others say I lie

I wonder if you could

Ever despise me

3- When Your Mind’s Made Up

When the shit falls

All you wanna do is run away

And hide all by yourself

When there’s far from, there’s nothing else

4- The Hills

I wish I didn’t have to make all those mistakes and be wise.

Please try to be patient and know that I’m still learning.

Bu film bana neler düşündürdü?

Bazen merak ediyorum yalnız olmamak nasıl bir şey ve seni sonsuz kere dinleyebilecek birine yanında sahip olmak. Tüm dünyayı gezsen de ve bir sürü şey yaşasan da onun aklında ve kalbinde olduğunu bilmek. Sonsuz güven duymak. Birini her haliyle kabul edebilmek ve hislerini paylaşabilmek.

Ben her ne kadar böyle olacağını en başından beri bilsem de bahsettiğim gemiler gibi olmak istememiştim. Çünkü iyi , anlaşabileceğin ve gözlerine baktığında kalbini heyecanlandıran insanlarla karşılaşıp sonra onları geride bırakıp yoluna devam etmek bana çok zor geliyor. Hayatımızın sadece bir noktasında karşılaşabildiğimiz o şahane arkadaşlar, insanlar ve belki tanıdık kişiler hakkında ne iyi yapmışlar da gelmişler ne iyi oldu da onları tanımışım demeliyiz, belki de yola devam etmek bunu gerektirir. Yaşanmışlıklardan ders almayı, o güzel insanlardan bir şeyler öğrenmeyi, oluşturdukları güzel anılar için teşekkür etmeyi…

Benim bunları söyleyebilmem için çok uzun zaman geçmesi gerekiyor, neden bilemiyorum. Ben hep o gemi yanımdan geçip giderken ve gözden kayboluncaya kadar onu izleyen, geride kalan taraf oluyorum. Dostça elimi arkasından sallayıp sadece gitmesine izin vermek bana çok zor geliyor. Tabii ki elden başka bir şey gelmiyor. Kısa süre de olsa bu karanlık denizde dostça yolumuzu aydınlattığı için teşekkür edebiliyor olmak , olması gereken. Fakat çocuk kalbimin biraz da olsa buruk kaldığını, gitme çünkü yol çok karanlık dediğini inkar edemeyeceğim. İşte bu filmin en güzel tarafı bana bu burukluğu hissettirmiş olması. Her insanın dünyası farklı, sorumluluklar bizi bir yere bağlayabilir, seçimler yapmak zorunda kalabiliriz ve buna bağlı olarak karşımızdaki insanlarla yolumuz ayrılabilir. Sanırım çok deneyimsiz olduğum için kalbim patlayana kadar hayır olması gereken birlikte kalmanız dese de gerçek hayat böyle değilmiş.

Yine de hayat sürprizlerle dolu.

Görüşmek üzere .

Yazı oluşturuldu 17

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.