Acaba?

Çok garip bir dönemde, ne düşüneceğimi bilemez halde ve biraz da şaşkınlıkla oturduğum masamın başından, günümün sonundan merhaba.

Belirsiz bir giriş oldu farkındayım ama tam da olduğumuz durumu özetler gibi değil mi? Hepinizin bildiği üzere şuan tüm dünya bir salgının pençesinde, güzel günlerin gelmesini bekliyor. Virüse bulunacak aşıyı, normal bir şekilde devam edebileceği hayatını bekliyor evlerine kapanmış şekilde. Ben herhangi bir kesin çözüm tam olarak ne zaman gelir bilemiyorum, ne zaman normal yaşantımıza dönebiliriz bunu da bilmiyorum fakat bu süreçte çok değiştiğimi kabul etmem gerekir. Sahip olduğum hayatın ne kadar önemli olduğunu, yaşadığım yerin ve beraber zaman geçirdiğim kişilerin ne kadar değerli olduğunu çok net bir şekilde kavradım ve belki de en önemlisi güzel veya süreç içinde sadece giden bir düzenin nasıl biranda tepetaklak olabileceğini görmek beni şaşkına uğrattı. Hepimizin içine sürüklendiği bu belirsizlik dönemi tabii ki benim hayatımı da nereye gittiği belli olmayan bir yola çekti. Bu sene başlangıcında henüz neler olacağını bilemeden planlar kurarken, hayatın akışı içinde kaybolmuş ve yaşamıma gömülmüşken uzun zamandır burayı boşladım. Bunun en önemli nedenlerinden biri tabii ki öncelikle vaktimin olmayışından kaynaklandı fakat size bir sebep daha sunmak için buradayım bu gece. Uzun zamandır kelimelerimi toplayamama neden olan, cümlelerimi dağıtan ve aynı kalbimi karıştırdığı gibi tüm aklımı da karıştıran bir neden.

Soruyorum acaba bu, yani gerçekten ben bunca zamandır, daha adını bile bilmeden birini mi seviyordum gerçekten?

Ben daha genç biriyim sevgili okuyucular. Genç dediğim bunu yaş olarak söylemiyorum. Tahminimce ben daha hayatın çemberinden geçmedim, yeterince pişmedim. Demem o ki ben aşk hakkında sevgi hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Fakat yeterince şey görmediğimi ve öğrenmediğimi de söyleyemem. Bu nedenle eğer ortada garip bir his varsa bunun ne olduğunu tam olarak anlayamadan duramadım. Neler olduğunu bilmem lazımdı, hala da öyle sonunu görmek istiyorum sadece.

Derslerimizde kader konusu geçtiğinde, hiçbir zaman bu kavramı tam olarak anlayamadım ben. Ne kadar sözlük anlamını okusam da bir türlü somut bir hale dönüştüremiyordum kafamda. Kaderimiz yazılı ama biz bunu değiştirebiliriz diyordu öğretmenimiz ama madem yazılı zaten önceden bu yolu seçeceğimiz belli değil mi gibi bir sürü soru vardı kafamda. Kaderci bir insan olmasam da bir şeylere inanmak beni rahatlatır hep. Kötü şeylerin olacağını söyler olumsuz şeyler aktarırım ama iyi şeylerin olacağına dair inancımı hiç kaybetmem. Hep içimdeki umut kırıntısına tutunur bunu da kimseye belli etmem sanki belli edersem içimden çıkıp kaçacakmış gibi hissederim fakat ben bu sene ilk kez kader kavramını kendi gözlerimle gördüm. Nasıl yani diyerek umarım sayfayı kapatmazsınız. Gerçekten doğru söylüyorum, en az ben kadar yaşayan bir şekilde kaderi gördüğümü iddia ediyorum. Önce bunu şaşkınlıkla karşıladım, önce umursamadım ve görmedim hatta dikkat bile etmedim. Hırslarım ve ileriye dönük planlarım o kadar beni meşgul ediyordu ki ben kafamı çevirmeyi seçtim. Yine de şuan bile o somut şeyin ilk kez nasıl göründüğünü çok net bir şekilde hatırlıyorum. İnkâr aşamasını da geçtikten sonra sıra geldi kabulleniş aşamasına, ben nasıl yani diye şaşkınlıkla çevreme bakarken taşlar o an yerine oturmuştu. Sanki hayat benimle dalga geçermiş gibi, buna kolayca kanacağımı bilmezmiş gibi bana oyun oynamıştı. Tüm üzgün ve zor anlarımı, çok istediğim şeylerle birleştirmiş ve biraz daha süsleyerek önüme sürmüştü.  Sanki bir çocuk, bilgisayar oyunu oynuyormuş gibi eğer şimdi bu eşyayı alırsan ileride şu bölümü geçmende işe yarayacak veya şu tuşa basarsan iki bölüm sonra ölümden kurtulup prensesi kurtarabilirsin gibi planlanmış bir şeyle karşı karşıya kalmıştım. Daha önce de söylediğim gibi önce bunu epeyce inkâr ettim fakat hayat beni hangi noktada zayıf düşüreceğini bence gayet iyi biliyordu. Elimde tuttuğum şeyin, önemsemediğim nesnelerin biranda benim en değer verdiğim şeyler haline dönüşmesiyle ve merakıma yenik düşüp önce istemeye istemeye sonra da büyük bir şaşkınlıkla daha fazlasını istememin sonucunda o üzerini sırf kendimi korumak için sımsıkı örttüğüm ve kapattığım kabukta bir çatlak oluşturdu. O an yeniden olduğum yerde kalabilirdim neden değişmeyi seçtim bunun nedenini az sonra söyleyeceğim size. Fakat tüm bu şans oyunları benim o kilitli tuttuğum şeyin kilidini o kadar kolayca açtı ki sanki ben onları zorla ağlaya ağlaya zincirlememişim gibi, sıfır tereddütle ve kendinden beklenmeyecek kadar emin. Sonrası ise başlangıç, sakin ve inançlı ama çok şey eksik.

Eksik derken kastettiğim şeyler ise kendimle ilgili. Bazı durumlarda insanlara baktığımda özellikle ikili ilişkilerde kendilerine bakmayı, önce kendi davranışlarını gözden geçirmeyi unutuyorlar. Açıkçası kendi davranışlarımı irdelemek benim ilk yaptığım şeydi. Hala tam olarak iyiyi ve kötüyü ayıramayan, kendini bile sevmeyi beceremeyen, henüz insanlarla konuşmayı beceremeyen ve yorgun ben. Gördüğünüz gibi eksik çok şey vardı fakat ben eksiklerimin başkası tarafından doldurulmasını hiç istemedim. Yine de öyle yardıma muhtaçtım ki fark etmeden bir miktar buna izin verdiğim için üzüntü duyuyorum şimdi. Rol yapmak kolaydı, kısa süreliğine daha neşeli veya aslında hep böyleymiş gibi yapabilirdiniz ama ya o gördüğünüz somut şey kendisi fark etmeden veya farkında olarak aslında tam sizin görmesini istemediğiniz şeyleri gördüyse işler o noktada biraz karışıyor işte. O zaman ben durup düşündüm, gerçekten çok düşündüm olmasını istediğim şeyi nasıl oldurabilirim diye.  Nasıl kendimi kötü görmekten vazgeçerim, nasıl kendimi sevebilirim ki onu da sevebileyim. Şuan bile eksiklerimi, hangi noktalarda yabancılaştığımı biliyorum ve çok itiraf etmesem de hangi noktaların boş olduğunu, kötü taraflarımı tanıyorum. Belki bu noktaları düzeltebilirsem o zaman yüzüm kızarmadan veya şakaya vurmadan ilk kez kendim gibi konuşabilirim belki diye düşündüm. İşe yarayacak mı göreceğiz, buradaki kesin olan tek iyi şey ben buna karar verdiğim andan itibaren kendi kendime o kabuktaki çatlaktan elimi ışığa doğru uzatmışım. Belki bu çektiğin acı değişmekte olduğun içindir demişti bir arkadaşım. Doğruydu gerçekten, ben kalbimde ve vücudumda uzun zamandır bu kadar büyük bir acı taşımamıştım, sonra baktım ki gerçekten bir şeyler değişmiş.

Yukarıda eksik olduğum noktaların başkaları tarafından kapatılmasını hiç istemedim demiştim. Hayatın plan yaparken benim hakkımda muhtemelen düşündüğü şey işte buydu. “Evet direnecek ama kısa süreliğine, çünkü eğer o eksikliğini hissettiği şeyi verirse ona o somut şey, işte o zaman daha fazla karşı koyamaz”. Haklıydı da, fakat ben yine de o zaman bu garip his gerçekten sevgi mi yoksa başka bir şey mi diye düşünmeden edemedim. Çünkü emin olmam gerekiyordu. Eğer gerçekten bu sevgiyse o zaman neden gerçekten sevmiş gibi davranamıyordum? Hem sevmiş gibi nasıl davranılırdı ki? Neden her şeyi şakaya vuruyordum, neden bir kere ciddi olamıyordum ve neden bir kere, bir kerecik gerçekten kendim gibi davranamıyordum? Neden görmezden geliyordum peki? Ben bunların cevaplarını veremezken bunun gerçekten sevgi olduğunu anlamama neden olan bir şey oldu.

Bana gülümsedi.

Belki saçma gelecek ama ya da şaka gibi. Ben defalarca denedim, çizmeyi. Aynı ilk gördüğümdeki gibi kafamdan ya da bakarak. Sırf o somut şeyin gülümsemesini her an yanımda taşıyabilmek için. Olmadı bir daha çizdim, bir daha ve bir daha. Aslına bakarsanız çizdikçe dedim ki, uğraşmalıyım. Tanımıyorum, bilmiyorum ama uğraşırsam mutlu olabilirim. Hem komik olabilir diye düşündüm, içimdeki isteği de durduramadım. Hem severken utanma mı olurmuş, daha önce yapmadığım utanmazlıkları yaptım hiç dert etmeden. Hala gelişme aşamasındayken benim çizimlerim, bu defa neden çekmiyorum dedim. Sevdiğim şeylerin fotoğraflarını çekmeyi severim çünkü ben. Çok fotoğraf çekerim, çok anı biriktiririm. Baktığımda da mutlu olurum. Eskiden sevdiğim bir sanatçının fotoğrafçılığını yapmak isterdim, kariyerimi onun peşinde dolanıp fotoğraflarını çekme üzerine kurmuştum, düşünün. Sonra o somut şeyi gördüğümde fikrim değişti, artık en çok onu çekmek istedim. En doğal halini görmek istedim, gözlerimle değil de kalbimde onu nasıl seviyorsam öyle göstermek istedim ona kendisini. Kendi gözlerimden onun nasıl görüdüğünü herkese göstermek istedim. Nedenini bilmediğim bir şekilde sürekli sakladığı, çekindiği şeylerin aslında ne kadar güzel olduğunu söylemek istedim. Göstermek, konuşmak istemediği şeylerin ona nasıl yakıştığını yüzlerce kez yüzüne bağırmak istedim. Kaçtıkça ona nasıl daha fazla çekildiğimi bilsin istedim.

Yine de düşününce bunlar sadece benim düşüncelerim, düşüncelerin öbür tarafta nasıl işlediği hakkında en ufak bir fikrim yok. Ben o somut şeye hiç sormadım, kendi kendime düşündükçe dönüp senin hayatında var mıyım, demedim. Kötü mü ettim acaba, kendimce hayatı basitleştirmek adına kesin doğrular, kesin yanıtlar vermeye çalıştım. Yok, bu da işe yaramadı, oyunu güzel kodlamışlar dedim takdir ettim. Ben sabah akşam konuşmadım, çok bir şey de paylaşmadım. Fakat çok sıcak hissettiğimi itiraf etmek istiyorum. Bir öyle bir böyle davrandım fakat söyleyemediğim şeyler yüzünden böyle oldu hep ve nasıl söyleyeceğimi bilmediğimden. Dediğim gibi bilmiyorum da ve tanımıyorum da ama ona baktığımda ön yargısızca dedim ki ben bu insanla dünyanın bir ucuna gidebilirim. Güven mi dersiniz buna bilemem. Ya da belki hiç kalbimi eline vermeme gerek kalmaz, belki kendisi izin verir gözlerinin altındaki yorgunluğunu almama.

Birçok noktada hata edip etmediğimden emin değilim. Hala anlamsız ikilemlerin, anlamsız söylemek istediklerim ve gelmeyen cevaplar arasında sıkışmış durumdayım ve yapacak başka bir şeyim yok. Beni ciddiye almasını sağlayabilir miyim veya gerçekten onun düşüncelerinden emin olabilir miyim bilmiyorum. Tüm bu gelecek hakkındaki belirsizliklerin üstüne yine tonlarca belirsizlik eklemiş gibi hissediyorum kendimi. Belki de kader sadece kendimi değiştirmemi, farklı bir yönden bakmamı istemiştir.

Yine de ben sözümü tutacağım ve sonunu göreceğim.

Üzülsem de, çok gülsem de,

Çünkü belki de olur.

Yazı oluşturuldu 19

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.